Uluslararası kategoride proje bulunamadı!
Glial tümör nedeniyle operasyon geçiren hastalarda nöronavigasyonun yaşam kalitesi üzerine etkisinin değerlendirilmesi
Glial tümör nedeniyle operasyon geçiren hastalarda nöronavigasyonun yaşam kalitesi üzerine etkisinin değerlendirilmesi
17.11.2025 – DERYA KARATAŞ NARİN, FURKAN BAŞAR, EMEL AVCI
Spinal tümörler: Minimal İnvaziv Spinal Cerrahi Uygulanan Hastalarda Klinik Sonuçlarımız
Günümüzde teknolojinin gelişmesine paralel olarak spinal tümörlerin tedavisinde minimal invaziv spinal (MİS) cerrahi yöntemler giderek artan sıklıkta uygulanmaktadır (1). Bu yöntemler öncelikle seçilmiş intradural ekstramedüller ve ekstradural tümör vakalarında kullanılabilmektedir. Spinal tümörlerde MİS cerrahiler 3 seviyeden kısa yerleşimli, özellikle benign ve dorsolaterale büyüyen tümörlerde, foraminal, ekstraforaminal uzanımı olan, kord manipülasyonu gerektirmeyecek durumlarda tercih edilmektedirler. Bu cerrahilerde yalnızca lomber bölgede değil, seçili olgularda torakal ve servikal bölgelerde de güvenle uygulanabilmektedir (2, 3). Bu bilgilerin yanı sıra günümüzde spinal tümörlerde Cavitron Ultrasonic Aspirator (CUSA) meningioma ve schwannoma gibi tümörlerde seçili vakalarda kullanılmaktadır. Farklı frekanslarda ultrasonik dalgalar yardımıyla tümör rezeksiyonuna yardımcı olan CUSA’nın MİS cerrahi yöntemlerde kullanımına dair İngilizce literatür bilgisi bulunamamıştır. Çalışmamızda cerrahi mikroskop altında eksize edilen tüm spinal tümörlerin klinik sonuçlarınının yanı sıra CUSA’nın ve MİS cerrahi yöntemlerin uygulanabilirliğini ortaya koymayı hedefledik. Çalışmamıza 01.03.2024 ve 31.08.2025 tarihleri arasında Mersin Üniversitesi Nöroşirürji Anabilim Dalı’nda MİS cerrahi yöntemlerle CUSA kullanılarak ya da kullanılmaksızın cerrahi mikroskop altında opere edilecek olan spinal tümör olguları dahil edilecektir. Hastaların demografik özellikleri, gross total rezeksiyon oranları, patolojik tanıları, tedavi ve takip sonuçları analiz edilecektir. 1. Balasubramanian S.C, Nair A.R, Saphiya N.N, Madan A, Mathews S.S. Minimally Invasive Resection of Spinal Tumors with Tubular Retractor: Case Series, Surgical Technique, and Outcome. World Neurosurgery 2021;149, e612–e621 2. Shah M, Kaminsky J, Vougioukas VI. Minimally invasive removal of an extradural intraradicular lumbar schwannoma. Acta Neurochir (Wien) 2008; 150 (07) 691-693, discussion 693–694 3. Lu D.C, Chou D, Mummaneni P.V. A comparison of mini-open and open approaches for resection of thoracolumbar intradural spinal tumors. Journal of Neurosurgery: Spine 2011;14(6), 758-764
10.01.2024 – AHMET DAĞTEKİN, EMEL AVCI, DERYA KARATAŞ NARİN
Klivus ve kraniyovertebral bileşkeye yönelik anterior endoskopik endonazal cerrahi koridorun değerlendirilmesi:Radyoanatomik çalışma
Klivus veya bazioksipital kemik oksipital kemiğin üç parçasından birisidir. Klivus foramen magnum'un ön kısmından yukarıya ve öne doğru uzanan sfenoid kemik ve dorsum sella'nın hemen altında bulunan alt kısmı daha geniş olan dörtgen bir kemik plakasıdır. Klivusun açısı yaklaşık 45 derece olup petroklival fissür ve bu fissür boyunca ilerleyen alt petrosal sinüs, klivusun yan sınırlarını oluşturur. Klival bölgeye yönelik uygulanabilen transnazal endoskopik yaklaşım, bu bölgede bulunabilen paraganglioma, arteriyovenöz malformasyonlar,klival kordomalar, kondrosarkomlar, kolesterol granülomları, meningosel, mantar enfeksiyonları, teratomlar gibi lezyonlara ulaşılabilme ve tedavi edebilme olanağı sağlayabilmektedir. Kraniyovertebral bileşke patolojilerinin tedavisinde ise transoral yaklaşım, altın standart yöntem olarak kabul edilmişken bu yaklaşım sıklıkla yutma ve yutma ile ilgili ciddi morbiditeye sebep olması nedeniyle son yıllarda bu komplikasyonların oranını azaltmak için endoskopik endonazal yaklaşım kullanılmaya başlandı. Kraniyovertebral bileşkeye yönelik uygulanabilen transnazal endoskopik yaklaşım ile, semptomatik servikomedüller patolojiyle sonuçlanan patolojik durumlarda uygulanan anterior odontoidektomi, kraniyovertebral bileşkenin ventral dekompresyonunu gerektiren neoplazmlar, baziler invaginasyon, romatoid pannus, retrofleksiyonlu odontoid çıkıklar gibi patolojiler tedavi edilebilme olanağı bulmuştur. Klivus ve kraniovertebral bileşke etrafında birçok önemli nörovasküler yapı bulundurması nedeniyle cerrahi olarak ulaşılması ve cerrahi tedavi uygulanması oldukça zor bölgeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Son 20 yıl içerisinde transnazal endoskopik cerrahi yaklaşım kafatabanı, klivus ve kraniovertebral bileşke lezyonlarının tedavisinde çok önemli bir rol oynamaya başlamıştır. Transnazal uygulama; cerrahi alanda iyi aydınlatma sağlaması, daha geniş çalışma alanı sağlaması, beyin retraksiyonu ihtiyacı olmaması ve ameliyat sonrası komplikasyonlarının daha az olması nedeniyle konvansiyonel transkraniyal ve transoral yaklaşıma göre avantaj sağlamaktadır. Endoskopik transnazal yaklaşımlar ile ilgili elde edilen ölçümler, güvenli cerrahi yöntemlerin belirlenmesine, güvenli cerrahi koridorlar oluşturulmasına ve riskli anatomik yapıların konumlarını değerlendirilerek cerrahi sırasında dikkat edilmesi gereken noktaların belirlenmesine katkı sağlayacaktır.
29.12.2023 – DERYA KARATAŞ NARİN, FURKAN BAŞAR
Mezial temporal lobun mikroşirurjikal anatomisi; Kadavra beyin diseksiyonları
Mezial temporal lob beyin cerrahi açısından kompleks nöroanatomik bir yapıdır. Epilepsilerin, tümörlerin ve nörovasküler hastalıkların sık görüldüğü bir bölgedir. Anatomik olarak özgün bir yapıya sahip olması, çeşitli nörovasküler yapılarla yakın komşulukları ve normal anatomiden farklı görülen varyasyonlar nöroşirürjikal açıdan önemini artırmaktadır.Bu yüzden mikrocerrahi anatominin detaylı değerlendirilmesi ve anlaşılması önem kazanmaktadır. Bu çalışmada mezial temporal lob önemli anatomik yapıların kendi ve komşu nörovasküler yapılarla olan gerçek uzaklıkların saptanması ve cerrahi girişimler için daha güvenli bir klavuzluk sağlamak amaçlanmıştır. Materyal Metod Bu çalışmada paraldehit ile fikse edilen 12 (24 taraf) kadavra kullanılacak, her kadavrada 2 juguler ven, 2 karotis ve vertebrel arterler kanülize edilerek 3 gün boyunca vasküler yatak yıkanacak. 3 gün sonra arterlere kırmızı ve venlere mavi silikon enjekte edilecek. 48 saat beklendikten sonra Midas Rex motor ile kraniyotomi yapılıp, beyinler beyin sapı seviyesinden kesilerek kalvaryumdan çıkarılacak. Karl Zeiss universal OPMİ pico mikroskop altında, lateralden mediale mikrocerrahi diseksiyon yapılacak. Planlanan morfometrik ölçümler dijital kumpas ile yapılarak not edilecek. Hedeflenen ölçümler: 1.Parahipokampal gyrus Anteriordaki unkal girus çentik seviyesinde parahipokampal girus derinliği Parahipokampal girus uzunluğu Kollateral sulkus uzunluğu Tentoryum serbest ucuna uzaklık 2. Unkus Tentoryumun uncusa uzaklığı Okulomotor sinirden uncus posterior segmente uzaklığı Unkusun posterior segmentinin apeksinden krus serebriye uzaklık 3. Temporal boynuz Uzunluğu Unkus ve anterior temporal polden uzaklık 4. Hipokampus Başı ve gövdesinin uzunluk ve derinliği Anterior temporal polden inferior koroidal noktaya uzaklık 5.Unkus ve önemli vasküler yapılar Anteromedial yüzden internal karotid arter bifürkasyonuna uzaklık Unkus MCA bifürkasyonuna uzaklık Pcom arter proksimal bölümünün unkusa uzaklığı
04.01.2016 – EMEL AVCI, DERYA KARATAŞ NARİN, AHMET DAĞTEKİN
Benign, atipik ve malign menenjiom hastalarında TIMP3, THBS1, WNK2 ve MGMT gen metilasyon düzeylerinin hastalığın progresyonu ile ilişkisinin değerlendirilmesi
Menenjiomlar, beynin en yaygın primer tümörlerdir ve merkezi sinir sistemi malignitelerinin %40’ını oluştururlar ve tipik olarak meningotelyal hücrelerden köken alırlar. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) sınıflandırmasına göre, menenjiomlar büyüme paternine göre derece 1 (benign), derece 2 (atipik), derece 3 (malign) olarak gruplandırılırken 15 alt histopatolojik tipe ayrılmıştır. DSÖ sınıflandırması menenjiom prognozunu göstermede en güvenilir gösterge olarak kabul edilsede son yıllarda yapılan çalışmalarda benign olarak tanımlanan bazı menenjiomların kısa süre içerisinde nüks ettiği, bazı yüksek dereceli özelliklere sahip menenjiomların ise neredeyse hiç nüksetmediği bildirilmiştir. Bunun sonucu olarak hastaların adjuvan radyoterapi alması ya da almaması kararında eksikliklere neden olabilmektedir. Son yıllarda menenjiomların epigenetiği üzerine yapılan çalışmalarla bu çelişki aydınlatılmaya çalışılmaktadır. Özellikle, menenjiomlarda DNA metilasyonunun prognozu öngörmede DSÖ sınıflandırmasına göre daha yüksek güce sahip olduğuna dair pek çok çalışma yayınlanmıştır. Tüm bu çalışmalar ışığında DSÖ CS5 sınıflandırma sisteminde (2021) metilasyona dayalı bir sınıflandırma sisteminin oluşturulabileceğinin sinyalleri verilmektedir. Çalışmamızda menenjiom hastalarında metalloproteinaz 3 (TIMP3), trombospondin 1 (THBS1), WNK lisin eksik protein kinaz 2 (WNK2) ve 06-metilguanin-dna metiltransferaz (MGMT) genlerinin metilasyon düzeylerinin subdural hematom iç zarlarındaki meningotelyal hücrelerden oluşan kontrol grubu ile karşılaştırılarak bazal düzey tespit edilecektir. Çalışmamızda, tespit edilecek metilasyon düzeylerinin, DSÖ sınıflandırma sisteminin prognostik parametrelerinden olan histopatolojik grade ve Ki67 indeks düzeylerinin progresyonsuz sağ kalım ve hastalığa özgü sağ kalım üzerine prognostik etkilerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Erken tümör nüksünün öngörülmesi ile gelecekte DSÖ sınıflandırmasına katkıda bulunmayı amaçladık.
10.10.2022 – 10.10.2023 DERYA KARATAŞ NARİN, IRMAK TEKELİ BARUT
Atlas ve Aksis Vertebraların Cerrahi ve Radyolojik Anatomisi: Kadavra Çalışması
Atlas ve aksis omurgaların cerrahi ve radyolojik anatomisi üzerine
08.03.2018 – 23.06.2019 EMEL AVCI, DERYA KARATAŞ, AHMET DAĞTEKİN, VURAL HAMZAOĞLU, HAKAN ÖZALP, KAAN ESEN